Haber: Esma TURAN
(MUĞLA) – Muğla’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mitinginde Tertip Komitesi adına yapılan açıklamada, “Emeğimiz sömürülüyor. Adalet yok sayılıyor. Yaşam hakkımız tehdit altında. Biz tam da bu yüzden buradayız. Bu düzende işçi üretiyor ama geçinemiyor. Gençler okuyor ama geleceğini göremiyor. Emekliler yıllarca çalışıyor ama ay sonunu getiremiyor. Bir yanda saraylar, diğer yanda boş tencereler. Bir yanda ayrıcalık, diğer yanda yoksulluk. Soruyoruz: Bu düzen kimin için var? Bu ülke kimin emeğiyle ayakta duruyor?” denildi.
Muğla’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlandı. DİSK, KESK, TTB ve TMMOB’dan oluşan 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin çağrısıyla Menteşe ilçesinde gerçekleştirilen kutlamalarda katılımcılar Akyol Pazar Yeri’nde bir araya geldi. Sendikalar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, kadın dernekleri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlik, Atatürk Bulvarı’na yapılan yürüyüşle başladı. Kutlamaya CHP Muğla Milletvekilleri Gizem Özcan ile Süreyya Önel Derici, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ile Deştin Çevre Platformu üyeleri de katıldı.
Yürüyüşün ardından Atatürk Bulvarı’nda gerçekleştirilen mitingde Tertip Komitesi adına yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bugün sömürüye karşı emeğin, karanlığa karşı aydınlığın, savaşa karşı barışın sesini meydanlardan yükselttiğimiz gündür. Bugün susmayanların, boyun eğmeyenlerin, hakkını arayanların günüdür. Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında ellerindeki pankartlarla, dillerindeki marşlarla, türkülerle, sloganlarla alanlara akan yüz binler, milyonlar, kapitalist sistemin de dayattığı zifiri karanlığı parçalıyor. İşçisi, emekçisi, genci, yaşlısıyla dünyanın en büyük konusunu oluşturan milyonlar hep bir ağızdan haykırıyor: Emeğimiz sömürülüyor. Adalet yok sayılıyor. Yaşam hakkımız tehdit altında. Biz tam da bu yüzden buradayız. Bu düzende işçi üretiyor ama geçinemiyor. Gençler okuyor ama geleceğini göremiyor. Emekliler yıllarca çalışıyor ama ay sonunu getiremiyor. Bir yanda saraylar, diğer yanda boş tencereler. Bir yanda ayrıcalık, diğer yanda yoksulluk. Soruyoruz: Bu düzen kimin için var? Bu ülke kimin emeğiyle ayakta duruyor?
Bugün ülkemiz sadece ekonomik bir krizle değil, aynı zamanda derin bir hukuksuzlukla karşı karşıyadır. Hukukun üstünlüğünün yerini üstünlerin hukuku almıştır. Seçilmişler susturuluyor, farklı düşünenler cezalandırılıyor, anayasal haklarımız birer birer elimizden alınıyor. Ve biz biliyoruz: Hukukun olmadığı yerde ekmek de olmaz, huzur da olmaz, gelecek de olmaz. Bu karanlık düzen ve adaletsizlik en çok kadınları hedef alıyor. Her gün bir kadın daha hayattan koparılıyor. Kadın cinayetleri politiktir. Ve bu düzen değişmeden bitmeyecektir. Kadınların yaşam hakkını yok sayanlar, şiddeti görmezden gelenler, eşitliği reddedenler bunun baş sorumlularıdır. Kadınlar özgür ve güvenli yaşayana kadar, İstanbul Sözleşmesi geri gelene, 6284 tam uygulanana kadar buradayız.”




