(İZMİR) – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye’nin seçime ihtiyacı var, çünkü hâlinden memnun vatandaşa ben rastlamıyorum. Çiftçi hâlinden memnun değil, sanayici hâlinden memnun değil, genç hâlinden memnun değil, üniversite mezunları, atanamayan öğretmenler hâlinden memnun değil, esnaf hâlinden memnun değil. Dolayısıyla gayrimemnunlar ülkesi durumunda Türkiye” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında ittifak tartışmaları, ekonominin durumu, çözüm süreci ve eğitim politikaları olmak üzere pek çok başlıkta gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
“Türkiye’nin seçime ihtiyacı var çünkü hâlinden memnun vatandaşa ben rastlamıyorum”
Zafer Partisi ile olası ittifak sorularına yanıt veren Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Ortada bir seçim takvimi yok. İttifakları dayatan şey aslında sistem. Dolayısıyla bu sistemin getirdiği olumsuzluklara bağlı olarak da iş başında bulunan bu iktidardan kurtulabilmesi için halkın muhalefeti bir arada görme arzusu var. Bir muhalefet bir arada olsun diyen bir kesim var. Bir de muhalefetin bir kesimi bir arada olsun diyen bir bakış var. Dolayısıyla bütün bunları zamanı geldiğinde değerlendireceğiz. Ortada bir seçim takvimi yok. Ara seçim talepleri var. Anayasadan kaynaklandığı söyleniyor. Hukukçular buna farklı doktrinler de üretiyor. Evet, bu bir anayasa emridir ama bu kararı verecek olan Meclis olduğu için elbette ki iktidarın inisiyatifinde bir takvimin belirlenmesi onlara da bir avantaj sağlar. Bana sorarsanız Türkiye’nin seçime ihtiyacı var mı? Evet, Türkiye’nin seçime ihtiyacı var çünkü hâlinden memnun vatandaşa ben rastlamıyorum. Çiftçi hâlinden memnun değil, sanayici hâlinden memnun değil, genç hâlinden memnun değil, üniversite mezunları, atanamayan öğretmenler hâlinden memnun değil, esnaf hâlinden memnun değil. Dolayısıyla gayrimemnunlar ülkesi durumunda Türkiye. O sebeple bu memnuniyetsizliğin kaynağı bu ülkeyi yönettiğini zannedenlerse, onlardan kurtulmak için Türkiye’nin bir seçime ihtiyacı olduğunu söylemek mümkün.
Ama efendim bu seçim olacak, kiminle beraber olacaksınız sorusu bana göre oldukça erken bir soru. Türkiye’nin bütün bu olumsuzluklardan kurtulabilmesi için aslında milleti birleştirecek siyasi kurumlara ihtiyaç var. Bana her gittiğim yerde milliyetçileri nasıl birleştireceğim soruluyor. Ben de her gittiğim yerde milleti nasıl birleştireceğimi anlatıyorum. Sadece sağcıyı solcuyla, Aleviyi Sünniyle, Türkmeni Kürdüyle birleştirmeden Türkiye’de arzulanan neticeyi alamazsınız. Dolayısıyla İYİ Parti’nin hedefi milleti birleştirmek ve sadece bir muhalefet enstrümanı değil, iktidara talip olan bir parti görüntüsü sergilemektir. Buradan İzmir’den, kendi memleketimden, kendi evimden söylüyorum: Artık İYİ Parti’nin iktidar olabilmek için siyasi hamle yapma zamanı gelmiştir. Dolayısıyla İYİ Parti’yi kimse küçük ittifakların içinde anmasın. Biz milletimizle ittifak yapma kararlılığı sergileyeceğiz.”
“Kimin nerede hakkı gasp ediliyorsa biz oradayız”
Maden işçilerinin günlerdir eylemde olduğuna dikkat çeken Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Biz Türkiye’de bu ve benzer konularda siyasetin üzerimize yüklediği sorumluluğun icaplarını yerine getiriyoruz. En başından itibaren de hakkı, hukuku gasbedilen, geleceği kararan insanların yanında parti olarak vaziyet alma görevini layıkıyla yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz. Oraya da partimizin belirlediği bir heyet gitti. Türkiye’nin birçok yerinde benzer olaylar var. Bakın, asıl mesele şu: İlkel insanın ihtiyacı sayılan barınma, beslenme ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya Türkiye. Bu ilk çağda da böyleydi. 21. yüzyılda da şayet böyle olacaksa, Türkiye’de insanlar barınma, beslenme ve güvenlik konusunda kaygılar yaşayacaksa o zaman Türkiye doğru yönetilmiyordur demektir. O sebeple kimin nerede hakkı gasbediliyorsa biz oradayız. Hem onların sesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerimiz verdikleri önergelerle ve kanun teklifleriyle dile getiriyorlar hem de biz yapmış olduğumuz ziyaretlerde kimin yanında bulunduğumuzu kamuoyuyla paylaşma imkânına sahip oluyoruz” diye konuştu.
“Hükümetin kararlarının büyük bir bölümü siyasi kararlardır ve muhalif alanlara uygulanmaktadır”
İzmir’de bulunan Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Dervişoğlu, “Hem ilgili milletvekilimiz en başından itibaren orada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdi hem de genel merkezden görevlendirdiğimiz bir heyet gitti. Orada yaşama geçirilmek istenen uygulamayı İzmir’in geleceğine kasteden bir uygulama olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla bu hukuksuzluğun, bu haksızlığın İzmir’e yöneltilmiş bir saldırı olduğunu düşünüyorum. Bunun İzmir halkı tarafından bertaraf edilmesinden, püskürtülmesinden yanayım. İzmir halkı da üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor. Hukukunu korumak için çaba sarf ediyor. Ama bu iktidarın bir alışkanlığı var. Bu tek adamlıktan kaynaklı bir durum. Nasıl sarayda bir tek adam varsa, onun görevlendirdiği alanlardaki insanlar da kendilerini tek adam statüsüne koyuyorlar ve yetkilerini abartılı bir biçimde kullanıyorlar. Bu son derece kötü bir şey. Netice itibarıyla demokrasinin, insan haklarının, kişi hak ve hürriyetlerinin, kamu vicdanının bir karar alınırken tatmin edilmesi icap ettiğini görmek lazım. Ama bu hükümetin kararlarının büyük bir bölümü siyasi kararlardır ve muhalif alanlara uygulanmaktadır. Bunların ortadan kaldırılabilmesi için demokratik hak ve hürriyetlerimizi doğru bir biçimde kullanma imkânına kavuşmamız gerekiyor. İzmir halkının bu hak ve hürriyetleri doğru bir biçimde kullandığı kanaatini taşıyorum ve bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiği hususunda da yetkilileri uyarıyorum” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatırmak için bir korsan komisyon iddia ettiler”
Basın özgürlüğü ve demokrasi konularında da eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, mevcut yönetimin yasakları artırdığını ve toplumda yozlaşma riskinin büyüdüğünü öne sürdü. Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Dervişoğlu, şunları dile getirdi:
“Yasaklarla mücadele etmek için geldiler, yasakları her geçen gün artırıyorlar. Yolsuzlukla mücadele için geldiler, yolsuzluğun ülkemizde hangi boyutlara geldiğini artık sağır sultan bile biliyor. Sonra toplumda son derece ciddi bir yozlaşma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğumuz gözlemleniyor. 25 yıldır bu ülkeyi muhafazakâr bir iktidar yönetiyor. 25 yıl sıradan bir dönem değil. Cumhuriyetimiz yüz yıllık zaten. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in dörtte birini, yani çeyrek asrını bu arkadaşlar yönetiyor. Dolayısıyla muhafazakâr olduğunu iddia eden bu iktidarın zamanında aşınmamış hiçbir milli ve manevi değerimiz kalmadı. Dolayısıyla bunların yaptıklarının zorunlu olarak zihinlerde değerlendirilmesi lazım. Artık işi oluruna bırakabilme şansı da yoktur. Hiç kimsenin demokrasilerde hesap sorulacak yer seçim günü sandıktır. O sandık gelecek ve ben inanıyorum ki herkes yaptığının bedelini vatandaşın iradesiyle ödeyecek.
Tayyip Bey yanından kopya alıp mı konuşuyor? Eğer böyle demek istiyorsanız bir kopya da siz verin anlamına gelir bu. Ben kimseye kopya vermem. Bu sürecin nereye evrileceğini ben en başından beri söyledim. Bu konuyla alakalı da İYİ Parti’nin duruşu kamuoyunun malumudur. Bir komisyon kurulmuştur. O komisyon Türkiye’de yaşayan hiç kimsenin sorunlarına çare olabilecek bir çalışmanın içerisine girmemiştir. O komisyonda ne eşitlik arayışı, ne adalet arayışı, ne insan hakları, ne vatandaşlık hakları, ne Cumhuriyet ne de Cumhuriyet’i kuran değerler tartışılmıştır. Şimdi biz de yanlış bir iş yapmayalım. O komisyon, terörist başı ve teröristlerin haklarının konuşulduğu bir komisyondur. Biz milletin hakkının konuşulmasının gerekli olduğunu savunan bir siyasi partiyiz ve bu görevimizi layıkıyla yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz. Abdullah Öcalan’ın bir statü arayışı içerisinde olduğu herkesin malumu. İktidarın ortağı olan siyasi partinin genel başkanı da o statünün ne olacağına dair birtakım açıklamalarda bulundu. Ben gittiğim her yerde Abdullah Öcalan’ın hem bulunduğu yerin hem kendisinin statüsünü tarif ediyorum. İmralı Adası üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir toprak parçasıdır ve bizim egemenlik alanımızdadır. Abdullah Öcalan da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir suçludur. Başka bir tanıma ve statüye eğer onu kavuşturmak isteyenler varsa, soruyu gazeteciyle siyasetçi arasına sıkıştırmasınlar; gelsinler asıl niyetlerinin ne olduğunu söylesinler. Türkiye’nin değerlerini tartışmaya açmak için Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatırmak için bir korsan komisyon iddia ettiler. O komisyon da raporunu yazdı. Şimdi artık yasal düzenlemelerden bahsediliyor. Bu komisyonun öyle bir görevi yoktur. Bu komisyon tavsiyeden öte bir şey ifade edemez. Komisyon zaten korsandır. Bir uzlaşma komisyonu değildir. Toplantı ve karar nisapları bizzat Numan Kurtulmuş tarafından belirlenmiştir. Ayrıca raporu da yine kendisine havale etmiştir. Eğer Türkiye’de birtakım yasal düzenlemelere ihtiyaç varsa Türkiye Büyük Millet Meclisi görevinin başındadır. Dolayısıyla bu sürecin Türkiye’nin geleceğine zarar verecek şekilde sürdürülmesine izin vermeyeceğimizi en başından beri söyledik.
“İzmir iki kutup arasına sıkıştırılamaz”
Demokrasilerde hakem sandıktır. İzmir halkı memnun değilse gereken cevabı sandıkta verir. Türkiye’nin her yerinde çift kutuplu bir siyaset anlayışı oluşturulmaya çalışılıyor. İYİ Parti’nin misyonu da bu iki kutuplu siyasete alternatif bir nefes olmaktır. Artık vatandaş ne iktidara ne de ana muhalefete kendini mecbur hissetmiyor. İzmir’in bir demokrasi şehri olduğunu düşünüyorum. Adaletin, hürriyetin, eşitliğin arandığı ve insanların kalbiyle karar verdiği bir yerdir. Dolayısıyla İzmir iki kutup arasına sıkıştırılamaz.”
İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından Dervişoğlu’nun kente gelişi dolayısıyla parti binası önünde vatandaşlara lokma ve tavuklu pilav dağıtımı gerçekleştirildi.




