1. Haberler
  2. Gündem
  3. “İBB Davası”nda 24. gün sona erdi… Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu: “26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü?”

“İBB Davası”nda 24. gün sona erdi… Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu: “26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü?”

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 24. günü, savunmalarla devam etti. Bugün savunma yapan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, “Ben hiçbir zaman bir örgüte üye olmadım ve kimseden talimat almadım; talimatı sadece yasadan ve mevzuattan aldım. Burada 'örgüt' denilen yapılanmanın ne olduğunu da anlamış değilim. 26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? İBB bünyesindeki yüzlerce müdür, yönetici ve on binlerce personel midir bu örgüt? Örgüt üyeliği iddiası tamamıyla uydurmadır. İddianamedeki kurgu dışında; maddi gerçeğe dayanan hiçbir delil, tespit veya illiyet bağı söz konusu değildir. Ben Karadenizliyim; 'örgüt' kelimesi bile tüylerimi diken diken etmeye yeter. Bu lafzın adımla yan yana gelmesi benim için zuldür. Bir kamu kurumu bürokrasisi ve hiyerarşisi içerisinde yürütülen işler ile ast-üst ilişkileri, bir örgüt ilişkisi olarak ortaya konamaz. Örgüt faaliyeti olarak kabul edilemez” dedi. Duruşma, yarın devam edecek.

“İBB Davası”nda 24. gün sona erdi… Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu: “26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü?”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın 24. günü, savunmalarla devam etti. Bugün savunma yapan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, “Ben hiçbir zaman bir örgüte üye olmadım ve kimseden talimat almadım; talimatı sadece yasadan ve mevzuattan aldım. Burada ‘örgüt’ denilen yapılanmanın ne olduğunu da anlamış değilim. 26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? İBB bünyesindeki yüzlerce müdür, yönetici ve on binlerce personel midir bu örgüt? Örgüt üyeliği iddiası tamamıyla uydurmadır. İddianamedeki kurgu dışında; maddi gerçeğe dayanan hiçbir delil, tespit veya illiyet bağı söz konusu değildir. Ben Karadenizliyim; ‘örgüt’ kelimesi bile tüylerimi diken diken etmeye yeter. Bu lafzın adımla yan yana gelmesi benim için zuldür. Bir kamu kurumu bürokrasisi ve hiyerarşisi içerisinde yürütülen işler ile ast-üst ilişkileri, bir örgüt ilişkisi olarak ortaya konamaz. Örgüt faaliyeti olarak kabul edilemez” dedi. Duruşma, yarın devam edecek.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 24. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam etti.

Beyoğlu Belediyesi’ne ilişkin aralarında Başkan İnan Güney’in de olduğu, 3’ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92’si tutuklu 414’e çıktı.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu isimler katıldı.

“Hakkımdaki suçlamanın ne olduğunu tam olarak anlayamadım, eyleme konu edilen yerlere ait imar işlem dosyalarının da CD’de yer almadığını gördüm”

Geçen hafta savunmasını tamamlayan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu ve avukat savunmalarının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun savunması dinlendi. Karaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

“Peşinen söyleyeyim; hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bana isnat edilen suçların hiçbirini işlemedim, yasa dışı hiçbir işin içinde bulunmadım. Hayata bakışım gereği, bir kamu görevlisi olarak adımla asla yan yana gelmemesi gereken, son derece ağır ve tahkir edici suçlamalarla karşı karşıyayım. Bu nedenle bugün burada, hem şahsiyetimi ve onurumu hem de mesleki namusumu savunmak için bulunuyorum.

Öncelikle şunu belirtmek isterim: Hakkımdaki iddianame bana bir CD içinde teslim edildi. İddianamenin ekleri de aynı CD’nin içindeydi. Cezaevinin kısıtlı koşullarında, sadece bilgisayar odasında ve sınırlı günlerde bu dosyayı inceleyebildim. Fiziki bir dosya elimde olmadığı için inceleme yapmak benim açımdan oldukça zor oldu. Üstelik şunu da fark ettim: Hakkımdaki suçlamanın ne olduğunu tam olarak anlayamadığım gibi, eyleme konu edilen yerlere ait imar işlem dosyalarının da CD’de yer almadığını gördüm. Bu nedenle hem ben hem de avukatlarım mahkemenizden bu dosyaların getirilmesini talep ettik. Ancak anladığım kadarıyla bu belgeler henüz dosyaya kazandırılmadı. Savunmama başlamadan önce bu eksikliği özellikle ifade etmek istedim.

Ben yaklaşık 50 yıl önce Rize’nin Ardeşen ilçesinde doğdum. Küçük yaşlardan sonra ailemle birlikte İstanbul’a taşındık. Lise eğitimimi Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Ardından İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyetimden sonra kısa bir süre özel sektörde çalıştım.

1999 yılında, kamuya merkezi sınav sistemiyle personel alımı gündeme geldi. O dönemki adıyla Devlet Memurluğu Sınavı’na (DMS) girdim. Eğitim hayatım boyunca devletin imkanlarından faydalanmış bir kişi olarak, devlete hizmet etmeyi bir sorumluluk olarak gördüğüm için bu sınava katıldım. Sınavı kazandım ve 2000 yılında Esenler Belediyesi’nde göreve başladım.

Esenler Belediyesi’nde yaklaşık 6 yıl görev yaptım. Ancak 2006 yılına doğru, tamamen yasal ve doğru bir işlem yapmama rağmen bir haksızlıkla karşılaştım. Yaptığım bir işlem nedeniyle görevimden alındım ve APK Müdürlüğü’ne gönderildim. Açıkçası o birimin ne iş yaptığını da bilmiyordum; yeni bir memurdum. Başta önemli bir birim olduğunu düşündüm. Ancak oraya gittiğimde 10-12 metrekarelik bir odada sadece bir müdürle karşılaştım. Ortada ne dosya vardı ne de yapılan bir iş.

Müdürle bir süre sonra konuştuğumuzda bana şunu söyledi: ‘Ben 5 yıl önce Fen İşleri Müdürüydüm. Benden yapılmaması gereken bir iş istediler, ben yapmadım. Bu yüzden 5 yıldır burada tek başıma oturuyorum. Şimdi sen de geldin. Burada iş yapılmaz, bizden de bir iş yapmamız beklenmez.’

Bunu duyunca çok şaşırdım ve üzüldüm. Ertesi gün belediye başkanıyla görüşmek istedim ama görüştürülmedim. Teknik Başkan Yardımcısı’yla görüşmek istedim, yine engellendim. Bunun üzerine kapıyı çalıp doğrudan içeri girdim ve kendisine şunu sordum: ‘Beni neden APK Müdürlüğü’ne gönderdiniz? Orada hiçbir iş yok. Benim suçum ne? Eğer bir suçum varsa soruşturma açarsınız, ben de hesabını veririm. Veremeyeceğim bir hesabım yok.’

Kararlı olduğumu görünce bana şu cevabı verdi: ‘Sen bir işlem yapmışsın. O işlemin muhatabı olan kişi partiden önemli biri. Başkan da bu nedenle böyle takdir etti.’

Ben de kendisine şunu söyledim: ‘Yaptığım işlem doğru ve yasal bir işlemdi. Yasaya aykırı mı davranmalıydım?’ Aldığım cevap yine aynıydı: ‘Başkan böyle takdir etti.’

Bunun üzerine oradan çıktım ve kendi kendime şunu söyledim: ‘Esenler sayfası benim için kapanmıştır.’

“Özellikle böylesine asılsız suçlamalar ve iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğü sürecinde, ihmalim ya da suistimalim olduğuna dair herhangi bir tespit de bulunmamaktadır”

Ben siyasetçi değilim; kamu görevlisiyim. Yani 26 yıl alnımın akıyla görev yapmış bir kamu görevlisiyim. Bu süreçte, memuriyetin doğası gereği çok sayıda inceleme yaşadık. Bunların büyük bir kısmı mutat ve rutin süreçlerdir; araştırma, ön inceleme, Sayıştay incelemeleri, soruşturma ve kovuşturmalar… Tüm bunlar başımızdan geçti. Ancak çok şükür, alnımıza leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Özellikle idari ve teknik anlamda uzun süre yöneticilik yapmış bir kamu görevlisi olarak, böyle bir durumla karşılaşmadım.

Özellikle böylesine asılsız suçlamalar ve iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğü sürecinde, ihmalim ya da suistimalim olduğuna dair — bırakın daha ağır suçları — herhangi bir tespit de bulunmamaktadır, Sayın Başkan. Görevimi yerine getirirken birçok baskıyla karşı karşıya kaldım.

Mahkeme Başkanı: “Baskı” derken neyi kastediyorsunuz?

Elçin Karaoğlu: Tehdit edildim. Yedi yaşındaki kızımla tehdit edildim. Aklıma geldikçe… (duygulanır) Suç duyurusunda bulundum. Kimseye boyun eğmedim. Cesaretle ve yüz akıyla görevime devam ettim, Sayın Başkanım. Anlattım; İmar Müdürlüğü kadromu bile dava açarak alabilmiş birisiyim. On iki yıl önce de müdürdüm, tutuklandığım gün de müdürdüm. Tıpkı Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan yüzün üzerinde — iştiraklerle birlikte belki iki yüz, üç yüzü aşan — müdürden sadece biriydim.

Hani bir yere ruhsat vermek, bir yere yapı kullanma izni düzenlemek ya da bir yapıyla ilgili işlem tesis etmek veya müdahale etmek; bunlar sadece bizim uhdemizde olan, tek başımıza aldığımız kararla yürüyebilen işler değildir.

Nedir mesela? Buradaki paydaş kurumlar kimlerdir?

Alanının tamamının doğal sit alanı olması sebebiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları bizim alanımızda yetkili ve sorumludur. Yine alanda çok sayıda eski eser ve tescilli kültür varlığı bulunması sebebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 3 ve 6 No’lu Koruma Kurulları, 2863 sayılı yasa kapsamında yetkili ve sorumludur.

Yine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü; bazı noktalarda bizi by-pass ederek ruhsat veren, yapı kullanma izni düzenleyen, yıkım ve tespit yapan birimlerdir. Yani geçmişte alanda yapılan işlemler bakımından yetkilidirler. Dolayısıyla İl Müdürlüğü de aynı şekilde yetkilidir.

“Boğaziçi İmar Müdürü olarak herhangi bir hukuka aykırı anlaşmanın ya da taahhüdün içinde bulunmam teknik ve hukuki olarak mümkün değildir”

Valilik ve kaymakamlıklar da benzer şekilde, özellikle yıkım ve tahliye süreçleri, güvenlik tedbirlerinin alınması ve şikâyetlerin değerlendirilmesi hususunda yetkili ve sorumlu kurumlardır. İlçe belediyeleri de belirli alanlarda yetkilidir. İmar Kanunu’nun 39. maddesine istinaden metruk yapılarla ilgili ‘mail-i inhidam’ süreçlerini kendi mevzuatları çerçevesinde yürütürler. İş yeri ruhsatları ve diğer bazı işlemler de onların yetkisindedir.

Dolayısıyla alan böyle bir alandır, Sayın Başkanım. Bu kurumlar, tabi oldukları yasa ve mevzuat çerçevesinde resen tespit, denetim, fiilî müdahale ve suç duyuruları da dahil olmak üzere birçok konuda yetkili ve sorumludurlar. Yürütülen işlemlerin önemli bir kısmı da bu kurumlarla koordineli şekilde ve çoğu zaman onların görüş ve onaylarıyla gerçekleştirilebilir.

Özetle tekrar ifade etmek isterim ki; Boğaziçi İmar Müdürlüğü, bu alanda tek başına, diğer yetkili kurum ve kuruluşlardan bağımsız ve habersiz bir şekilde işlem tesis edemez. İddianamede kurgulananın aksine, hem çok sayıda kurumun yetkili olması hem de müdürlüğün kendi iç işleyişi nedeniyle, Boğaziçi İmar Müdürü olarak herhangi bir hukuka aykırı anlaşmanın ya da taahhüdün içinde bulunmam teknik ve hukuki olarak mümkün değildir; böyle bir yetki ve gücüm yoktur.

“26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü?”

Hukuki savunmamı avukatlarım yapacaktır ancak örgüt üyeliği iddiasına dair birkaç hususa değinmek istiyorum. Sayın Başkan, ben hiçbir zaman bir örgüte üye olmadım ve kimseden talimat almadım; talimatı sadece yasadan ve mevzuattan aldım. Burada ‘örgüt’ denilen yapılanmanın ne olduğunu da anlamış değilim. 26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? İBB bünyesindeki yüzlerce müdür, yönetici ve on binlerce personel midir bu örgüt? Örgüt üyeliği iddiası tamamıyla uydurmadır. İddianamedeki kurgu dışında; maddi gerçeğe dayanan hiçbir delil, tespit veya illiyet bağı söz konusu değildir. Ben Karadenizliyim; ‘örgüt’ kelimesi bile tüylerimi diken diken etmeye yeter. Bu lafzın adımla yan yana gelmesi benim için zuldür. Bir kamu kurumu bürokrasisi ve hiyerarşisi içerisinde yürütülen işler ile ast-üst ilişkileri, bir örgüt ilişkisi olarak ortaya konamaz. Örgüt faaliyeti olarak kabul edilemez.

“Aileme atfedilen bu tarz ifadelerin iddianamede yer alması açıkçası canımı çok yakmıştır”

Gözaltına alındıktan sonra ifade vermeye gittiğimizde, ifademizin sonlarına doğru Savcı Bey, ‘Elçin Bey, bir dolandırıcılık hadisesi olmuş’ dedi. ‘Nedir savcım? Benim hiçbir bilgim yok’ dedim. Hatta avukatım da oradaydı, birbirimize baktık; o da bilmiyordu. ‘Bilmiyorum’ dedim. Savcı Bey, ‘Annenin ismi ne?’ diye sordu. ‘Annemin ismi Fatma Melahat’ dedim. Öyle deyince şaşırdı ve ‘Leyla Karaoğlu kim?’ dedi. ‘Leyla Karaoğlu babamın 2. eşidir’ dedim. Onun bir dolandırıcılık şikayeti olduğunu söyledi. Tabii çok üzüldüm, meseleyi orada öğrendim. ‘Sayın Başkanım, benim bu konuda bilgim yok’ dedim. ‘Ama size şu kadarını söyleyeyim: Babam da 2. eşi de varlıklı insanlardır. Çok sayıda gayrimenkulleri ve kira gelirleri vardır. Dolayısıyla bahsi geçen parsel miktarlarının çok ötesinde varlığa sahip insanlardır. Bunun dışında herhangi bir bilgim yoktur’ diye ekledim.

Şimdi Sayın Başkanım; savcılık, 2013 yılından beri kendi mal varlığımla ilgili herhangi bir usulsüzlük bulamamış mıdır ki bu konuya iddianamede yer vermiştir? İsmime gölge düşürecek şekilde ‘Değerlendirilmektedir’ ifadesiyle bu konuya değinilmiştir. Peki, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde, 9.9.2025 tarihinde iddianame yazıldı. Bu iddianame gizlilikle yürütüldü ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da bundan bilgisi vardı. Bu kapsamda 12 kişi şüpheli olarak tutuklanıp mahkemeye sevk edildi. İBB iddianamesi ise bu olaydan 2 ay sonra çıktı ama yine de bu ifadelere yer verdi. Sayın Başkan, aileme atfedilen bu tarz ifadelerin iddianamede yer alması açıkçası canımı çok yakmıştır. Babamı anlattım; dünyaya nasıl baktığını bildiğim için eminim bu durum onu da kahretmiştir. Bunu bilgilerinize sunmak istiyorum”

 

Duruşma yarın devam edecek.

İnan Güney ile toplam 3 tutuklu isim, mahkeme huzurunda konuşacak

Ayrıca Mahkeme Başkanı, 30 Nisan’daki tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden yapılacağını belirtti. Ancak, birleşen dosyalardan dolayı Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile toplam 3 tutuklu isim ilk kez konuşacağı için tutukluluk değerlendirmeleri mahkeme huzurunda yapılacak.

 

 

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
“İBB Davası”nda 24. gün sona erdi… Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu: “26 yılımı verdiğim kamu görevim ve görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü?”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Adana Eksen ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!